Ara
  • Şeyla İbrahimoğlu Delen

İKİ YAŞ SENDROMUNDA ANNE BABALAR NE YAPMALI?


Ebeveynler iki yaş sendromu olarak anılan bu durumu “gelişimin doğal bir dönemi” olarak karşılamalıdır. Çocuk gelişiminde, her gelişim döneminin kendine has özellikleri ve zorlukları vardır; iki yaş dönemi de bu gelişimin bir parçasıdır ve bir sorun olarak görülmemelidir.


Özeleştiri: En önemlisi önce kendinizi değerlendirmeniz. Çocuğunuzun gün içinde sizden ne kadar uyarı aldığını kendinize sorarak başlayın. Çok fazla engelliyor olabilir misiniz? Veya gerçekten tehlikeli olmayan durumlarda bile fazla korumacı mısınız? Cümleleriniz “yapma, dur, çizme, elleme” gibi ona kendini engellenmiş hissettirecek ifadeleri çok mu içeriyor? Bunlar eğer fazla ise; çocuğunuzun bu etkiye tepki olarak iki yaş sendromu tepkilerini daha fazla ve şiddetli göstermesi de beklenen bir durumdur.


Sakin Yaklaşım: Özellikle baskılayıcı ve engelleyici tutumlardan mümkün olduğunca uzak durun. Çünkü bu tepkileriniz sadece öfkesini kızıştıracak; söndürmeyecektir. Bu nedenle olabildiğince sakin, soğukkanlı karşılamaya çalışın. Eğer sizin kendinizi kontrol edememe gibi bir zorlanmanız var ise o ortamdan ayrılın, bir süre çocuğunuzla iletişime girmeyin.


Ne Söylediğimizden Çok, Nasıl Söylediğimiz: Özellikle kriz anlarını incelediğimizde bu dönemden geçen çocuğa yönlendirilen olumsuz cümle kalıplarının krizin yoğunlaşmasına neden olduğunu biliyoruz. Duvarı çizen bir çocuğa “Çizme!” demek, yemeğini etrafa fırlatan çocuğa “Atma!” demek bu dönemde pek işe yaramıyor. Bu olumsuz ifade içeren cümleler yerine aynı anlama gelen; ve çocuğunuzun uyumla karşılık vermesini sağlayacak ifadeleri kullanmak daha etkili olabilir. “Duvarı çizme!” demek yerine “Bak burada ufak bir defter var; pastel boya mı istersin, tükenmez kalem mi?” diye sormayı veya “Yemeğini atma!” demek yerine “İstersen yemeklerini bu tabağa dökebilirsin.” demeyi tercih edebilirsiniz.


Dikkatini Başka Yöne Çekme: Çocuğunuzun bu dönemde öfkelendiği zamanlarına en iyi yaklaşım dikkatini başka bir yöne çekmektir. Çocuğunuzla savaşmak yerine hemen ilgisini çekebilecek farklı bir seçenek sunun. Örneğin “hayır” dediğiniz bir konuda ağlıyor, bağırıyorsa ve sakinleştiremiyorsanız; “Aa ben yeni bir oyun öğrendim. Bu oyunda tüm oyuncakları dans ettirebiliyorsun. Bence biraz oynayalım. Çok eğleneceğiz, eminim.” gibi ilgi çekici, biraz da sürpriz içerikli bir söylem onun mutlaka dikkatini dağıtacaktır.


Seçenek Sunma: Bol bol seçim şansı sunmak bu dönem için önemli; “Bugün yeşil kazak mı, mavi kazak mı giyeceksin?” gibi sorular sorarak büyüdüğünü hissetmeye olan ihtiyacını doyurmasını sağlayabilirsiniz. Çocuğunuza seçme şansı sunun. Başarabileceği yaşına uygun seçimleri bırakın o yapsın. Böylelikle ihtiyacı olan; “Benim istediğim oldu, ben büyüdüm ve karar verdim” hazzını daha kolay hissedebilir.


Sorumluluklar: Çocuğunuza kendi kendine başarabileceği şeyler konusunda fırsatlar verin. Örneğin yemeğini kendisi yemek, giysilerinin bazı parçalarını giymek, bir yere tırmanmak gibi. Böylelikle “ben yapabiliyorum” ile kendini gerçekleştirebilecektir. Sorumluluklar vermek kendisini önemli hissetmesine yardımcı olur. Yemek yaparken size yardım edebilir, masaya peçeteleri dizebilir, çamaşırları katlarken kendininkileri gruplayabilir.


Çocuğun Sevgi Deposu: Çocuğunuzla kaliteli ve etkin vakit geçirmek en önemlisi. Böylelikle gerginlik ve öfkesiyle başa çıkmakta kullanacağı sevgi deposunu doldurmuş olursunuz. Birlikte video izlemek sadece yan yana olmanızı sağlar. Ancak iletişiminizin etkin olabileceği, paylaşımda bulunabileceğiniz oyunları daha yararlı olacaktır.


İletişim Biçimi: Onun size anlatmak istediklerini her zaman çocuğunuzun seviyesine inerek ve gözlerinin içine bakarak dinlemeye çalışın. Çocuğunuz size bir isteğini anlatırken onun sözünü asla tamamlamayın, kendisinin bitirmesini sabırla beklemeye çalışın. Bu davranışınız çocuğunuzun kendini ifade etme özgürlüğünü hissetmesini sağlayacak, hem de sizin ona değer verdiğinizi gösterecektir.


Ebeveyn Tutarlılığı: Çocuğunuza karşı davranışlarınızda tutarlı olmaya çalışın. Anne-baba ve çocuğun bakımında söz sahibi olan tüm kişiler, çocuğun yaptığı davranışlara aynı tepkileri vermeliler. Bu tutarlılığın korunması çocuğunuzun kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır.


Sabır: Çocukların bu dönemini en az hasarla atlatmak için yapmamız gereken; daha sabırlı olarak çocuklarımızı anlamaya çalışmak aslında. Kendilerini ifade etmeye ve her şeyi anlamlandırmaya çalıştıkları bu dönemin geçici olduğunu kendimize sık sık hatırlatmak, süreci daha keyifli geçirmemizi sağlayacaktır.


Yemek Yeme: Yemek yeme konusu, bu yaşlarda en çok inatlaştıkları konulardan biri. Ve sabrınızın tükendiği noktada, “Yesin de nasıl yerse yesin” diyerek lütfen pes etmeyin. Sırf yemek yemesini sağlamak için arkasından tabak ile koşmayın, hiç açmadığınız televizyonu açmak yerine, yemek yemesi için ısrar etmeyin. Hiçbir çocuk aç kalmayacaktır, sadece o gün için az yemiş olacaktır.


Enerji Atabilmek: Bu dönemin en büyük özelliklerinden biri de bitmek bilmeyen enerji! Çocuğunuzun bedensel enerjisini atması için ona yardımcı olun ve mutlaka elinizden geldiğince dışarı çıkartmaya çalışın. Oksijen alarak enerjinin dışarıya bırakılması, daha sakin ve huzurlu çocuklar olmalarını sağlayacaktır. Bir yere gittiğinizde çocuğunuzun uyumlu olmasını umuyorsanız, öncesinde onu dışarıda koşup zıplamaya çıkarabilirsiniz.


Özetle, bu dönem geçici ve her çocuğun başına gelecek! Kabullenin, kontrollü-sakin olun ve inatlaşmayın. Ama en önemlisi kendinize mutlaka zaman ayırmaya çalışın ki sizin gerginliğiniz çocuğunuzun bu dönemini iyice zorlaştırmasın.


ŞEYLA İBRAHİMOĞLU DELEN Uzman Nöropsikolog

2 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör