Ara
  • Cem Berber

OKULDA BAŞARININ SIRRI


Çocukların okulda başarılı olmalarında onların hayat yolculuğundaki saygı ve sevgi dolu rehberliğimiz yatar. En çok biz, sonra karakteri, sonra arkadaşları, öğretmenleri, okulu, yetiştiği çevre, düşündükleri, yaşadıkları ve hayal ettikleri gelir…


Başarı için konuşurken başlangıç noktası çocuğun başarsa da başarmasa da koşulsuz sevilip kabul edildiğini bilmesinden geçer. Değerli olduğunu bilen, ne olursa olsun önemsenen ve sevildiğini hisseden çocuk başarıya giden yolda ihtiyacı olan gücü ilk önce buradan alır. Başarılı olduğu için değil, sadece kendisi olduğu için kabul edilen çocuk başarısızlıkla mücadele ederek deneyim kazanır ve başarmak için denemeye devam eder.


Başarıya ulaşmak için çocuğun kendine güvenen ve kendine yetebilen bir birey olması gerekir. Bu yolda çocuklara yapabileceği ölçüde sorumluluklar vermeliyiz, kendi kendine yapabileceğine inandığımız konularda işlerini onun yerine yapmayalım, sadece destek olalım, ona güvendiğimizi hissettirelim. Sorumluluklarını ve görevlerini yerine getirebildikçe bunu yapabildiğini deneyimleyen çocuk kendine güvenebilmeye başlar. Bırakalım sorunları için çözümü kendisi bulmaya çalışsın, sorumluluklarını kendisi hatırlamayı öğrensin, ihtiyaçlarını becerebildiği ölçüde kendisi karşılasın, yardıma gerçekten ihtiyacı olduğunda devreye biz girelim. Hatalardan ders almayı ancak hata yaparak öğrenebiliriz; çocukların da bunu yaşamasına izin verelim. Bu özgür alanı çocukların hem bağımsız kişiliklerini hem de özgüvenlerini geliştirebilmeleri için verelim.


Başarılı bir okul hayatı için çocuğu tanımak lazım. Nelerde yetenekli olduğunu keşfedebilmesi için ona imkanlar sunalım. Yetenekli olduğunu sezdiğimiz alanlarla ilgili merakını uyandıralım. Çocukların eğitim hayatlarındaki başarı sadece akademik puanlar ve notlarla sınırlı değildir. Çocukların gelecekte mutlu ve kendilerine yetebilen, başarılı yetişkinler olabilmeleri için kendilerini tanımaları gerekir. Kendini tanıyan ve ne istediğini bilen kişi, hangi işi yaparsa mutlu olacağını belirleyebilir. Yoksa sadece üniversite mezunu olup; yeteneği olmayan veya hayal etmediği işi yaparken her güne uyanmanın mutsuzluğu ile günlerini geçirir.


Öğrenmeye ve başarmaya açık olabilmek için önce iyi hissetmemiz gerekir. İyi hisseden insan iyi davranır. Bu yüzden çocukların mutlu ve huzurlu olup; öğrenmeye ve başarmaya hazır olmaları için kendimize de biraz iyi davranalım. Duygusal bulaşıcılık fenomenini ihmal etmeyelim. Çocuklar çevrelerindeki ruh hallerinden etkilenip aynı duygulara kapılabilirler. Bu yüzden evin mutluluğu ve huzuru çocuğun da öyle hissetmesi için önemli. Önce anne ve baba mutlu ve huzurlu olmanın yollarını bulmalı ki çocuklar da mutlu hissedebilsinler.


Evdeki disiplin yaklaşımı da hem mutlu hem de başarılı çocuklar için vazgeçilmez. Anne ve babaların sınırları koyuş biçimi ne sert olmalı ne de yumuşak. Onlara birey oldukları için saygı duyarken, davranışlarının sonuçlarını demokratik olarak yaşatmamız gerekir. İyi polis-kötü polis olarak ayrılmadan hem birbirimizle hem de söylediklerimizle tutarlı, adil ve saygılı yaklaşalım.


Başarılı bir geleceğin sırrı sosyal ilişkilerle de alakalıdır. Çocukları kendi hayatlarımıza dahil edelim, yeni sosyal ortamlarda bulunduralım ve oralarda ilişkiler geliştirmelerine fırsatlar tanıyalım. Böylelikle çocuklar da insanlar ve ortamlarla ilişki kurmayı öğrenebilir. Okulda hem arkadaşları hem de öğretmenleri ile iyi ilişki kuran çocuklar öğrenmeye ve başarmaya daha hazır olurlar.


Çocukların öğrenmeye açık ve hazır olmalarını; dolayısıyla başarmalarını istiyorsak okulda da kendilerini evdeki gibi iyi hissetmeleri gerekir. Okulda da sevgi ve saygı gördüğü bir ortama sahip olmalı, başarısı ile değil sadece kendisi olduğu için değer görmeli ve önemsenmelidir. Bunun için de okul belirlerken çocuğa uygun olup olmadığına dikkat etmemiz, okul-öğretmen-anne baba-çocuk-diğer veliler iş birliğine özen göstermemiz lazım. Her biri çocuğun gelişiminde birbirinden önemli etkilere sahip.


Okul ile iş birliğinde öğretmenin yönlendirmelerini önemseyelim ve bu konuları evde destekleyelim. Öğretmenlerimize çocuğumuzu güvenle emanet ederken; bize yaptığı geribildirimlere de aynı oranda güvenmemiz gerekir. İş birliği içinde olmadığımızda çocuğumuzun öğretmeninden eğitim ve öğretim almasını zorlaştırmış oluruz. Her öğretmenin çocuğun hayatında anne ve babası gibi önemli olduğunu unutmayalım ve öğretmene saygı duyup onu önemseyelim. 


Çocuğun okuldan gelen sorumluluklarındaki tutumlarımızın dengesi çok hassas. Okulda öğrendiklerinin pekişmesini sağlayan ödev ve görevlerini destekleyelim, ihtiyacı olan noktalarda ise kılavuzluk etmeli fakat tüm sorumluluğu biz almamalıyız. Ödevleri yaparken ihtiyacı olacak hem fizyolojik hem de psikolojik alanı oluşturmalıyız. Ancak sorumluluk almada, başarı hissinde ve görev bilincinde önemli yeri olan ödevlerin kaynağı okuldur bunu unutmayalım. Bu yüzden ödevler ile alakalı ortamı ve desteği sunarken sorumluluğun olumsuz sonucunun okulda yaşanmasına dikkat etmemiz gerekir.


Okuldaki başarı için öğrenmenin kalıcılaşmasına, öğrendiklerini pekiştirebileceği alanları yaratmaya aile içinde destek verelim. Okulda sosyal bilgilerde işlenen bir tarih konusu ile alakalı müzeye gitmek; o öğrenmeyi kalıcılaştırır. Veya fen dersinde öğrenilen bilim adamının hayatı ile alakalı belgeseli evde ailece izlemek o öğrenmeyi daha anlamlı yapar. Görüp öğrendiğimiz konular ile alakalı ne kadar farklı türde deneyim yaşarsak beynimiz ve hafızamız da aynı vücudumuzdaki kaslar gibi o konu ile alakalı antrenman yapmış olur ve gelişir.


Başarının bir diğer olmazsa olmazı ise iç disiplindir. İç disiplin öncelikle alışkanlıklar ile gelişir. Hedef belirleme, organizasyon, zaman yönetimi, ısrar ile birlikte de şekillenir. Çocuğun bu becerileri kazanabilmesi için onun yerine işlerini biz yapmayalım. Ders çalışma saatlerini kendisi düzenlesin, harçlığını biriktirip ek ihtiyaçlarını kendisi karşılasın, yazın yaşına ve becerilerine uygun ufak tefek işler yapsın, hafta sonumuzu nasıl geçireceğimizi planlarken bırakalım sinema seanslarını o araştırsın, sabahları alarmını kendisi kurup kendisi uyansın, ne giyeceğine kendisi karar verip, odasını kendisi toplasın. Çocukluk gerçek hayatın en hakiki simülasyonu ve orada deneyimleyemediği her beceri için yetişkin hayatında daha fazla zorlanabileceğini unutmayalım.  İç disiplin başarı için en önemli anahtarlardan biriyken gelişmesi için gereken fırsatları oluşturmak tamamen bizim görevimiz.


ŞEYLA İBRAHİMOĞLU DELEN Uzman Nöropsikolog

1 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör