Ara
  • Şeyla İbrahimoğlu Delen

POZİTİF DİSİPLİN VE SINIRLAR


POZİTİF DİSİPLİN NE DEMEKTİR?


Mutlu ve sorumluluk sahibi bireyler yetiştirebilme serüveninde ailenin ve hayatın kurallarını çocuklara öğretmek sınır koymak anlamına gelir. Çocuğun da bir birey olduğunu bilerek; ona saygı duyarak, değerli ve önemli olduğunu vurgulayarak, üstünde otorite kurma niyetiyle değil birlikte yaşamın gerekliliklerini öğreterek yaklaşmak pozitif disiplindir.

Ebeveynlerin zaman zaman sözlerini dinletmekte zorlandığı, çocuklarının sorumluluklarını yerine getirmeleri için diller döktüğü, sinirlerinin bozulduğu, bazen bunu yaparken bağırmak zorunda kaldığı hatta çocuklarının canını acıttığı durumlar elbette oluyor. İşte bunları ortadan kaldırmak için; aile ortamında uyumlu ve huzurlu yaşarken, herkes sorumluluklarını yerine getirirken, çocukların aslında sınırları yani hayatın kurallarını öğrendiği sisteme pozitif disiplin denilebilir.


SINIR KOYMAK NEDEN ÖNEMLİDİR?


-Çocuklar dünyayı evde öğrenirler. Hepimiz sosyal varlıklarız ve toplumla uyumlu yaşamak için kurallara ihtiyacımız var. Aileler aslında çocuklarına kuralları öğretirken hayatı öğretirler.


-Çocuklar buna ihtiyaç duyar! Yaşadıkları dünyanın düzenini, kurallarını anlamak isterler. Kendilerinden ne beklendiğini, kontrolün kimde olduğunu, ne kadar ileri gidebileceklerini ve fazla ileri giderseler neler olacağını bilmek isterler. Yetişkin hayatımızda bile bu soruların yanıtları belirsiz olduğunda huzursuz ve mutsuz oluruz. Bu yüzden sınırları belirlemek ve bunu pozitif yollarla hayata geçirmek önemlidir.


-Bir yandan da aslında çocuklar sözlerini dinletemeyen ebeveynlere değil, kendilerinden daha kontrol sahibi ve güçlü ebeveynlere ihtiyaç duyarlar. Bu güç kontrolünü onlara vermek taşıyabileceklerinden daha fazlasını omuzlarına yüklemek demektir.


POZİTİF DİSİPLİN İLE SINIRLAR NASIL KONULABİLİR


Her ebeveyn çocuğunun gelecekte mutlu, çalışkan, cesur, faydalı, adaletli, güçlü, bağımsız… bireyler olmasını ister. Çocuklarının yaşayacakları hayatın yol haritasını çıkaran aileleridir. Zamanı gelip kendi yolunu kendisi çizene kadar onu mutsuz edecek/zarar verecek yol ayrımlarına sapmaması için sağlıklı sınırlar koyup o yollara girmemesini sağlamamız gerekir.

Sınırlar bizim aile içinde uyguladığımız kurallar sistemimizdir. Ebeveynler bu sistemi genellikle 3 temel yaklaşımla uygularlar.


Cezacı yaklaşım;


Ebeveynler bu yaklaşımla suçlayıcıdır, öfke tepkileri gösterir, tehdit eder, bağırır, fiziksel şiddet uygular, alay eder, ceza verir. Çocukların ise duyguları yaralanır, aile ilişkileri hasar görür, öfke dolu güç savaşları yaşanır. Sorun çözülmez, sağlıklı iletişim kurulmaz. Çocuk yararına olacak hiçbir şey öğrenemez.


Yumuşak Yaklaşım;


Ebeveynler bu yaklaşımı uyguluyor ise sık sık tekrar eder, nasihatlerde bulunur, hatırlatmalar yapar, pazarlık yapar, dil döker, yalvarır. Çocuklar ise kuralların kendileri için olmadığını, ebeveynlerini zorladıklarında sorumluluklarından kurtulabileceklerini öğrenir. Yine sorunlar çözülmez, sağlıklı iletişim kurulmaz, çocuk yararına olacak hiçbir şey öğrenemez.


Demokratik Yaklaşım; Sınırlı Özgürlük


Bu yaklaşımı benimseyen ebeveynler çocuklarına en doğru yolla sınır koyar. Çocuklarına olumlu tutumlar ve duygular için model olur doğru davranışı öğretir, kuralları öğrenebilmesi için iş birliği yapar, onaylanabilir davranışları cesaretlendirir, iyi seçimler yapmaya teşvik eder. Evdeki ve hayattaki sınırların öğrenilebilmesi için çocuklarını da sürece dahil eder. Kuralları belirleyip çocuklara dayatmaktansa; iş birliği içinde konuşur, neden ve sonuçları açıklayarak birlikte alternatifler üretir.


Çocuk yapmaması gereken bir durumda sorun yaşadığında şu yaklaşımı uygular;


  1. Mesajı çocuğun üstüne değil davranışın üstüne olur; “çok yaramazsın”, “bıktım senden”, “ne kadar düşüncesizsin” değil, “kardeşini rahatsız ediyorsun”, “şimdi meşgulüm beklemelisin” şeklinde konuşur.

  2. Açık, anlaşılır ve kesin olur; neyin ne zaman nasıl yapılması gerektiği uzun, belirsiz veya ucu açık değil yaşına göre belirlenmiş düzeyde kısa-net-anlaşılırdır.

  3. Ses tonu kararlı ve kontrollüdür. Öfkeli, bağıran veya güçsüz, yalvaran şekilde değil.

  4. Gerekirse sonuçları belirler. Çocuklar sınırları zorlayıp, kurallara uymadığında katlanacakları sonuçları belirlemek gerekir. Çünkü hayat seçimlerle doludur ve olması gerekeni seçtiğimizde bizim için iyi olurken, yanlış olanı seçtiğimizde bunun olumsuz sonucunu nasıl yaşıyorsak çocuk da yaşamalıdır ki öğrensin.

  5. Sözlerini davranışlarıyla destekler. Çoğu zaman sözler yeterli olurken davranışla desteklemez ise etkisiz olacaktır. Ödevini bitirmeden televizyon yok deyip televizyon açılmasına izin verirsek elbette bizi ciddiye almaz.

Etkin sonuçlar temel eğitim hedeflerimize ulaşmayı sağlarken yanlış davranışa son verir; davranışının doğal sonucunu yaşamasını sağlayarak çocuğa sorumluluk duygusunu öğretir. Sonuçların etkinliği bazı nitelikler ile birlikte uygulanırsa anlamlı olur;


  • Yanlış davranışa anında tepki vermek.

  • Tutarlı olmak;

-sözümüz ve davranışımız arasındaki tutarlılık (ağzımızdan çıkan sözden çocuğumuz çok ağladı veya direnç gösterdi diye vazgeçilmemeli)


-ebeveynler arasındaki tutarlılık (annenin evet’ine baba da evet derken, babanın hayır’ına anne evet dememeli)


-sonucu uygulamada tutarlılık (keyfimiz yerindeyken yapmaması gereken durumları görmezden geliyor, dışarıdayız diye hoş görüyor, büyük ebeveynlerin yanında sonuçları uygulayamıyor, zaman zaman o davranış için gereken sonucu uyguluyorsak çocuğumuzun öğrenme sürecinde anlamı kalmaz)


  • Sonuçlar durumla bağlantılı olmalı; telefon faturasını ödemediğimizde telefon şirketi elektriğimizi kesmez. Telefonu kesen şirket bize fatura ödeme ile alakalı kuralı öğretmiş olur. Oyuncaklarını toplamayan çocuğumuza sonucu yaşatırken oyuncaklarını kaldırmak sonucun durumla bağlantılı olması demektir ve oyuncaklarını toplaması gerektiğini öğrenir.

  • Zaman sınırlaması önemli; net ve iyi belirlenmiş başlangıç-bitiş süreleri olmalı. Süreyi uzun tutmak işimize yaramayacaktır. Kısa süreli olursa ihtiyacımız oldukça daha sık kullanma fırsatı bulabiliriz. Böylece çocuğumuz kurallar hakkında daha çok bilgi edinir ve sonuca o kadar çabuk ulaşır.

  • Her şey bittikten sonra yeni bir başlangıç yapılmalı; olay bittikten sonra sürekli yaptığı hataları tekrarlarsak çocuk geçmişteki yanlış davranışını unutamaz. Yeni bir başlangıç yapıp doğru davrandığını göstermek ister. Biz de onu bu doğrultuda desteklemeliyiz

  • En önemlisi onaylanan davranışa örnek oluşturmaktır. Kriz anında suçlama, eleştirme, bağırma, fiziksel şiddet kullanmamalıyız. Sonucu saygılı ve sakin bir şekilde yaşatırsak çocuğumuz problem çözme becerisi olarak bizi örnek alacak ve öğrenecektir.

Unutmayalım ki her şeyin zamana ihtiyacı vardır. Doğru yaklaşımı evdeki eğitim sistemimiz olarak benimseyip her zaman ve her yerde aynı doğrultuda uyguladıkça çocuğumuz yeni sistemi öğrenebilir ve zamanla daha mutlu ve huzurlu bir hayat yolculuğu oluşturmuş oluruz.


ŞEYLA İBRAHİMOĞLU DELEN Uzman Nöropsikolog

2 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör